KIRIŞ KIRIŞ OLDUM (stop) LÜTFEN YARDIM ET! (son)
"Bu gece burada kalabilir iniyim?" diyor Marla.
Cevap vermiyorum. Heceleri kafamda
sayıyorum: Beş, yedi, beş.
Kaplan gülümser
Seni seviyorum der
Sana bir yılan
Kötü insan oluruz
Duydukça yalan
"Ne pişiriyorsun?" diyor Marla.
Ben Joe'nun Kaynama Noktasıyım.
"Çünkü bugüne kadar yaşadığın her şey ayrı bir
hikâyedir," diyor Tyler. "Bugünden sonra
yaşayacakların ise ayrı bir hikâye."
Benim hayatımın en muhteşem anı bu.
Ateşin hâlâ yandığım düşünün; ama artık ufkun ötesine geçmiş.
Bir günbatımı olmuş.
"Acıya geri dön," diyor Tyler.
Dayanışma gruplarında kullandıkları rehberli
meditasyon yöntemi bu.
Acı sözcüğünü düşünme bile.
Rehberli meditasyon kanserde işe yarıyorsa,
burada da yarayabilir.
"Eline bak," diyor Tyler.
Bakma eline.
Dağlanmış ya da et ya da deri ya da kavrulmuş
sözcüklerini düşünme.
Kendi ağlamanı duyma.
Rehberli meditasyon.
İrlanda'dasın. Kapa gözlerini
"Ağlayabilirsin," diyor Tyler, "ama elinin
üstündeki pulların üstüne düşen her damla,
geride bir sigara yanığı izi bırakacak." Rehberli
meditasyon. Mezun olduğun senenin yazında
İrlanda'dasın. ANARŞİYİ ilk kez istediğin yer belki
de orasıydı. Tyler'la tanışmadan, ilk crème
anglaise'inin içine işemeden yıllar önce, küçük
isyan eylemlerinin ne demek olduğunu
öğrenmiştin.
"Dövüş kulübünün ilk kuralı dövüş kulübü
hakkında konuşmamaktır."
Gözleri kâğıdın bir ucundan öbür ucuna gidip
geliyor ve pis pis gülüyor.
"Dövüş kulübünün ikinci kuralı dövüş kulübü
hakkında konuşmamaktır."
Tyler'ın sözlerini patronumun ağzından çıkarken
duyuyorum. Orta yaş göbeğiyle, masasının
üstündeki aile fotoğrafıyla, erkenden emekli
olup kışlarını Arizona çöllerinden birindeki bir
karavan parkında geçirme hayalleriyle Patron
Bey. Kaskatı kolalanmış gömlekleri ve salı
öğleden sonrasının değişmez berber
randevularıyla patronum yüzüme bakıyor ve
diyor ki:
"Umarım bu sana ait değildir."
Ben Joe'nun Dizginlenmez Öfkesiyim.
Tyler benden dövüş kulübü kurallarım yazmamı
ve kendisi için on kopya çıkarmamı istedi.
Dokuz değil, on bir değil. On kopya, dedi Tyler.
Ne var ki ben uykusuzum ve üç gündür
uyuduğumu hatırlamıyorum. Bu yazının aslı
olmalı. On kopya çıkardım ve yazının aslını
orada unuttum. Fotokopi makinesinin suratıma
suratıma parlayan paparazzi ışığı. Uykusuzluğun
dünyayla arama soktuğu uzaklık. Her şey bir
kopyanın kopyasının kopyası. Hiçbir şeye
dokunamazsın ve hiçbir şey sana dokunamaz.
Patronum okumaya devam ediyor:
.
.
.
.
.
"Dövüş kulübünün üçüncü kuralı, her dövüşte
sadece iki kişi kapışır."
Gözlerim kapalı ekoseli ucuzcu mağaza
kanepelerinden birine çöküp oturuyorum;
Hadi, diyorum, biraz daha okusana.




Yorumlar
Yorum Gönder